Tamah

Arapça. İsim.

1- Açgözlülük. Daha fazla mal, para ya da zevk istemek ve bunun için didinmek. Örnek: "Bu sırra ermeyen mürşid olamaz / Hırsı nefse uyan, özün bilemez / Tamah için gezen Hakk’ı bulamaz / Ne bilsin ikrar, iman nedir?" - Noksani

2- -etmek. Çok beğenip istemek, isteğine ulaşmak için türlü rezillikler yapmak suretiyle kendini alçatmak. Örnek: "Balıklara ve alıklara iğneyi yutturan yem değil, tamahlarıdır"

3- "Tam ah!" ifadesinin özellikle yanlış yazılmış hali. Tamah aslında sebeb-i mahrumiyet olduğu için, tamah eden kişi bir süre sonra kelimenin tam anlamıyla ah çekmeye mahkumdur. Oysa "Kasaba minnet edeceğime, sikimi keser yerim" demiş olsaydı en azından proteinsiz kalmazdı. Örnek: "Terk edip gitme dedim / Beni bırakma dedim."


Bir hadiste, "Ademoğlu için iki vadi dolusu mal olsaydı, mutlaka bir üçüncüyü isterdi. Ademoğlunun iç boşluğunu ancak toprak doldurur. Allah tövbe edenleri affeder" denmektedir. Nefs her zaman daha fazlasını ister, hepsini ister, hem emmeli hem gömmeli ister, elindekiyle yetinmez bir başkasınınkine de göz koyar.

Buradan anladığımız; tamahın modern toplumla ilgisinin bulunmadığı, aksine çok eski bir ata siporu olduğudur. Demek ki insanlar binlerce yıldır tamah siporuyla iştigal ediyorlarmış ve hala bu aktivite devam ediyor. "Peki bu durumda bir önceki maddedeki tabula rasa n'oldu ansiklopedici beyefendi!" diye şarlayanınız olur mu bilmem; ama meşrebimizi oluşturan bazı özellikleri biyolojik olarak barındırdığımız doğrudur. Fakat mülkiyet ekonomisi ve rekabet, insanın doğasındaki bencil yanı kışkırtıyor olsa gerek. Oysa asıl mesele, tamah eğilimine karşı alacağın tavırdır: Ona karşı mücadele mi edeceksin, yoksa o rüzgara kapılıp gidecek misin?

Öte yandan tamahın biraz daha gizlide kalan belalı türlerinden birisi de elinde olmayanı değil, elinde olanın daha fazlasını istemektir. Sevgilini, karını, kocanı, arkadaşını çok seviyorsundur ve ondan da aynı şekilde seni sevmesini bekliyor ve bunu talep ediyorsundur. Sana verdiği yetmiyor, kesmiyordur. Bu da tamahdır. İnsan evladından niye hala birşeyler bekler durursun a tamahkar kör!

İlk maddede geçen "Sana verilmeyeceğini bildiğin şeyden hürsün, sana verilmesini tamah ettiğinin ise kölesi" sözünün devamını Ataullah İskenderani, Hikmetler Kitabı'nda şöyle açıklıyor:

"Tamah ne kadar fenalıkları mucip olursa kanaat bunun aksine her türlü iyiliğin sebebidir. Tavşancıl kuşu esmanın izzet ve azamet sahasında uçarken yeryüzünde bir tuzak üzerine konulmuş bir parça et görünce tamahı o azamet sahasından et parçasına doğru onu yere indirir. Kanatları tuzağın tellerine tutulunca bir çocuğun elinde oyuncak olacak bir felakete uğramış olur."

Aslan bile bir parça et için rezil rüsva olup çakal gibi sürünürse, çakallar ne yapmaz!

(Bu arada ilk üç madde "T" harfine denk gelmiş, tamamen tesadüftür.)

2 yorum:

Anonim dedi ki...

ademoğlunun içboşluğu kültablasının içboşluğu gibi yapısı gereği ise de, biri dolarak kirlenirken, diğeri dolarak temizleniyor şu halde..

hiç dedi ki...

bir çin atasözü, "kırılmamak içni eğril, dolmak için boşal" diyor. ne kastetmişler emin değilim ama :)