Meşrep

Arapça. İsim

1- Yaradılış, huy, karakter, mizaç, natura, yapı. Örnek: "Her hafifmeşrebin yüreğinde aslında ağır kazalar yatar."

2- Davranış biçimi, tavır, benliğin tezahür etme biçimi. Örnek: "Ham insanın meşrebi, deli eder eşrefi." (Lan bundan ileride atasözü olur yeminle!)

3- Ankara kokoşlarının takıldığı bir meyhane. Örnek: "Geçen gece Meşrep'te sarhoşun teki yüzünden pek çok kadeh şikeste oldu."


"Hacı hacıyı Mekke'de, derviş dervişi tekkede, it iti dakkada bulur" vecizesinin, cümlede yer almasa da, gizli kahramanı şüphesiz ki meşreptir. Bu kavram; kişinin hayata nasıl baktığı, başkalarına karşı ne şekilde davrandığı, hangi tür lokantada ne yemekten hoşlandığı, dişlerini dairesel hareketler mi yoksa yukarı aşağı mı fırçaladığı gibi bir takım hayati meseleleri aydınlatan; fakat üzücü bir şekilde günümüzde ihmal edilmiş süper değerlerimizden birisidir.

İnsanlar meşreplerine göre birbirlerini bulur, dost olurlar. Farklı meşrepteki insanları ise ne yapsanız bir arada tutamazsınız. Bundan dolayıdır ki meşrep çatışması, en az mezhep çatışması kadar önemli bir sürtüşme nedenidir.

Mesnevi'de sık sık aslan ile tilkinin ya da kartal ile akbabanın meşreplerindeki uyuşmazlıktan dolayı birlikte olamayacağı anlatılır. Hakikaten de türdeş kuşlar beraber uçar, her kuş kendi meşrebine uygun yükseklikte ve tarzda uçan, kendi meşrebine uygun gıdalar yiyen kuşlarla takılır. Ki başka meşrepten kuşlarla takılıp midesinin kaldıramayacağı gıdayı tüketen kuş en nihayetinde hasta olur.

Bu meşrebengiz durumun dışına çıkan tek örnek ise (en azından Mesnevi'deki) Karga ve Leylek hikayesidir. İkisi de topal olan bu farklı kuşların dostluğu meşrep kavramı için istisnadır. (Ve istisnalar, kaideyi bozmadıkları için güzeldirler.)

Bir araza sahip olanlar kendilerine biçilen meşreplerden çıkar ve diğerlerinden farklılaşırlar. Artık türdeşlerinden ayrılmış, nevi şahsına münhasır istisnai varlıklar haline gelmişlerdir. Bu durum, normalden sapma ve kendi yolunu çizme sonucunu doğurur. Diğerleri, bağımlısı oldukları için köleleştikleri lüks bir gemi ile yolculuk yaparken, bozuk-meşrepli fırtına altında kendi salını yapmak zorundadır. "No pain no gain" düsturu tam da bu duruma uygun bir ifadedir: "Acı yok Raki, acı yok!".

İnsanı özgürleştiren kendi salını yapma eylemi, ancak bu uğurda mücadele etme ve acı çekme cesareti göze alınarak gerçekleştirilebilir. Öyle, "Hem bozuk-meşrepli kalmaya devam edeyim, hem de acı çekmeden mücadele etmeden hayatı kakara kikiri ile geçireyim" taktiği en nihayetinde götte patlayacak bir tavırdır. (Sıradan teknelerle, üzerine emek sarf edilmeye değer olduğu için nadir bulunan bir sal hiç bir olur mu?)

Tüm bunlara karşın bazen iki nevi şahsına münhasır bozuk-meşrepli, kendi sallarını yaparken karşılaşıp ortak bir sal yapmaya karar verirler. Fakat işleri gerçekten de zordur, zira böyle bir çabayı göze alacak kadar bozuk-meşrepli olanlar, "sağlam" meşreplilerin normallik adını verdikleri yüzsüzlüğe sahip olamadıklarından çarçabuk şikeste olma eğilimdedirler. Ancak bir bozuk-meşreplinin üstteki neşesinin altında uzanan kirli yalnızlığı gidermesinin tek yolu, beraber sal yaptığı bozuk-meşrepli ile bir orta yol bulmayı çalışmasıdır.

Hayatımızı şenlendiren bu bilgilerin ardından, sizi Nurhan Damcıoğlu'nun iç yakan, yürek burkan sözleriyle başbaşa bırakıyorum muhterem kantocular:

Ben kalender meşrebim, güzel çirkin aramam.
Gönlüme bir eğlence isterim olsun.
Saçları samur, gözleri mahmur,
Biraz da şirin olsun.
Kaşı gözü kara olursa olsun.
Yanağında bir beni mutlaka olsun.
Endamı şanlı, sohbeti tatlı,
Biraz da şahin olsun
Yan bakışı yaksın, cilvesi yıksın,
Olursa böylesi, böylesi olsun
Gözleri şahbaz, gerdanı beyaz,
Biraz da tombul olsun.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

cümle içinde kullanımına örnek: 'hub meşrebli şivekarım'

badinka dedi ki...

meşreb 'içme yerî' anlamına da geliyormuş (sözlüğüme baktım da):) meyhane için iyi isim olmuş. insanları en iyi içki masasında tanımanın mümkün olması şimdi çok daha anlaşılır oldu. al sana cümle içinde kullanımına bir örnek daha;
'insanın meşrebi meşrebde anlaşılır'