İştah

Arap atı. İsim

- Yemek yeme, içki içme, ot otlama, seks seksleme isteği (bu mecazi). Örnek: "Siftah, iştah açar!"


Aranızda üç dicitli aykü puanlarının başlangıç seviyesinde olanların bile, "100 kişiye sorduk, acaba insan evladı şu fani hayatta ne ister?" sorusuna verilecek yanıtları tahmin etmekte zorlanmayacağına eminiz. (Bu blogun okuyucusunun çok zeki bir kitleden mürekkep olduğunu ve bu yüzden sadece on kişinin bu bloga göz atma zahmetinde bulunduğunu daha önce defalarca söylemiştik.)

Evet, o müthiş Aileler Yarışıyor'da Error Evgin bu soruyu yöneltmiş olsaydı, muhtemelen yanıt sıralaması şöyle olurdu:

41 kişi - Para
35 kişi - Altın
28 kişi - Mücevher
23 kişi - Oral seks
20 kişi - Mücver (Mücveri mücevherle karıştıranlar)
17 kişi - "3 haftada 7 santim büyütün!"
16 kişi - TV yıldızı olmak
13 kişi - Büyük memeler
10 kişi - Daha büyük memeler
9 kişi - "Ben bilmem beyim bilir!"
5 kişi - Tanrı'ya ermek
3 kişi - Rakı
2 kişi - Samanyolu TV dizisi yıldızı olmak
1 kişi - "Kaynım"

Fakat sevgili okuyucular, şu güpgüzel insanlık cemaatinde uzlaşamadığımız bir nokta var ki, onun da adı: İştah!

Buna inanmayan evhamlılar, Google'da "iştah" kelimesini araştırabilirler. Karşılaşacağınız şudur ki; bütün Internet iştah açıcı ilaçlarla iştah kapayıcı ilaçlar tarafından işgal edilmiştir.

Kimilerinin iştah açmanın, kimilerin de iştah kapamanın yollarını öğrenmek için kıçlarını yırtmaları (bu da mecaz), bize iştahın insandan insana çok kuvvetli biçimde değişen yeme isteği olduğunu anlatır.

Bazıları açgözlülük derecesinde hayatın tadını almaya istek duyarlar. Her an ölecekmiş gibi, beş duyusundan gelecek hazlara abananlara, Batı Roma'da hedonist, Doğu Roma'da fedonist denirdi. Zira Roma ahalisinin yeniden yiyebilmek için karılarının üzerlerine kustuklarını hepimiz biliyoruz. Böylelikle hem metres tutmayı meşrulaştırmışlar, hem de "Madem dünyayı sömürüyoruz, çökmeden önce sütünden yününden hakkıyla faydalanalım" ilkesine göre yaşamayı başarmışlardır.

Bunun aksi duruş ise ölmüş de gömeni yokmuş gibi tat almaktan imtina etmek ve bunu da bir takım erdemlerin altına saklamaktır. Tarih boyunca, tekke/manastır tarikatlarının bir nümerolu savı da, cümle iştaha yol açan nefs ile mücadele etmek üzerine kurulmuştur. Sözgelimi, İslami literatürde yer alan kuvve-i vahime, "kuvve-i şeheviyye" gibi kavramlar bu kendini kontrol temaşasına denk düşer. (Konuyu merak edenler şu makaleye bakabilirler. Biz okuduk, çok sevdik. Fırsat buldukça Said-i Nursi'nin ruhuna, Feto Abi'nin puluna Fatiha okumaya devam edeceğiz. Ayrıca iktidarın ustası, Tayyip'in hastasıyız!)

Öte yandan tarikatlar kadar abartılı olmasa da bütün dinler ve elbette totaliter sistemler, şehvet ile aynı kökenden türeyen iştahı kontrol altında tutmayı öngörür. Yahudiliğin 10 Emir'i, Hıristiyanlığın 7 Ölümcül Günahı ve İslam'ın 5 Şartı hep bunu anlatır. Fakat Tanrı insanların iştahına ket vurmaktan ümidi kesmiş olacak ki; emrettiklerinin sayısı zaman içinde 10'dan 5'e kadar düşmüş! (Muhtemelen bir sonraki dinde tek emir olacak: "Lan canınızı almayayım, 'Tanrı'ya inanmıyorum ama bir güç var' deyin yeter!")

Peki neden bütün dinler ve Maoizm böyle sıkı bir kontrolü gerekli görüyor?

Nedeni çok basit: İştah/şehvet, toplumsal düzeni sağlama konusunda en büyük belirsizliği doğuran insan özelliğidir. Çünkü iştahlı insan, hem sınırlı sayıda yiyecek için tehdittir (1 kase çorba, 2 bütün tavuk, 3 tabak makarna, 1 tabak zeytinyağlı, 3 porsiyon revani), hem de soy kütüğünün belirlenmesi ve toprağın bölüşümü için! (Bey mutfakta hizmetçiyi yedi, hanım arabada şoförü emdi; bey ahırda Ayşe'ye bindi, hanım bahçede suni Hulusi ile semirdi.)

Bütün toplumsal sistemler, böyle bir karışıklığı göze alamayacaklarından halkı kontrol konusunda gayet iştahlıdırlar. Bu iştahın derecesine göre totaliter ("az ye, az iç") ya da kapitalist ("ye ye ye, iç iç iç, ha paran mı yok kredi verelim?") olarak adlandırılsalar da, hepsindeki ortak yan elit zümre için her zaman her şeyin mübah olmasıdır.

Fakat tüm bu alavere dalavereye karşın, ortak bilinçaltımızdan süzülüp aşikar olmuş bir bilgiye sahibiz: İnsan, hayatına devam etmek için belirli bir tür iştaha sığınır; zira o iştah onu ölümlü olma hissinden uzaklaştırıp, cennette beleş bir tura çıkıyor gibi hissettirir. Bu keyif gayet kişisel, keyfin tasarrufu ise toplumsaldır.

Bu salçalı maddeyi Hafif Batı Müziği'nin önemli temsilcilerinden The Rolling Stones grubundan gelecek bir şarkıyla bitirmeden önce, yazarların sınırsız "bilinmeklik" iştahları uyarınca, bu yazıyı Facebook hayran sayfama ve Twitter'ıma koyacağımı ve ikisine de "Pek muhterem okuyucular, bugünkü blog yazım için diyen bir link vereceğimi ifade etmek isterim.

Satisfaction - The Rollings Stones

İştahım Kaçık!

Yok derdime çare, naçarım!
İştahım kaçık, naçarım!
Hacı, ye, iç, yat, düzüş...
Nereye kadar?

Peder bey "Taksiyi al da, çalış biraz hayta!" dedi.
Açıyorum Power'ı, Kral'ı filan
Abuk sabuk konuşuyor adamlar
Güya beni iştahımı açacak laflar!
Oy oy oy, bundan dolayı sızlanıyorum ya!

Yok derdime çare, naçarım!
İştahım kaçık, naçarım!
Hacı, ye, iç, yat, düzüş...
Nereye kadar?

Akşam eve geliyorum,
Bütün gün direksiyon sallamışım!
Persil yeşil adam çıkıyor karşıma
"Beyazlarımı nasıl ultra beyaz yaparım"ı anlatıyor,
Derdime çare olamaz o benim!
Sigara içmek iştah kapatır diyorlar, belki de doğrudur!
Oy oy oy, bundan dolayı sızlanıyorum ya!

Yok derdime çare, naçarım!
İştahım kaçık, naçarım!
Hacı, ye, iç, yat, düzüş...
Nereye kadar?

Taksiye müşteri almayıp bazen
İstanbul'u turluyorum.
Orada bir kokoreç at, burada bir bira çek
Zorla yiyip içiyorum valla!
Geçenlerde Laleli'ye takıldım
Taş gibi bir hatun vardı, canım çekmedi ama!
"Her erkeğin başına gelir, haftaya uğra yakışıklı" dedi.
Hayır tipte mi bir sakatlık var anlamadım
Oy oy oy, bundan dolayı sızlanıyorum ya!

Yok derdime çare, naçarım!
İştahım kaçık, naçarım!
Hacı, ye, iç, yat, düzüş...
Nereye kadar?

2 yorum:

acacia dedi ki...

rahmetli hacı dedemin bir lafı vardı; " yemek buldun ye dayak buldun kaç "

hiç dedi ki...

dedelerin hayat tecrübelerine güvenmek gerekir.