Pagan

Latince. İsim

- Çoktanrıcılık, Ultratanrıcılık, Kompiletanrıcılık, Canlıcılık, Kamcılık gibi farklı dinlerin kapsayan şemsiye tebrizi terim. Örnek: "Cemil Abi, yukarıda Kamcılık yazdın ya, ona Şamanizm desek? Hani yanlış anlama filan olmasın!"


İnsan camiâsının ilk üyeleri sularını içip, karınlarını doyurduktan; manitasyonla o dönemler ekstrem sıport kategorisine giren sekslerini yaptıktan sonra, sırtüstü çimenlere uzanıp göğe bakarak; "Oha!" dediler, hep bir ağızdan.

Dinin ortaya çıkışına yol açan bu ilk "Oha!", daha sonradan Paganizm adı verilen ve sonradan gelen cillop dinlerce basit ve ilkel olarak adlandırılacak bir dizi inanışın ve ayinin başlangıcı olacaktı. İnsanın doğanın gücü (döngüsel bir doğum-ölüm, büyük felaketler, sınırsız bir görünüm) karşısında duyduğu bu hayranlık, Canlıcılık (animism) ve Kamcılık (Şamanizm) gibi ilk dinlerdeki doğayı anlama ve onunla bütünleşme temalarının başlıca nedenidir. Bundan dolayı Paganist dediğin, pastoral tatların peşinde koşan toprak insanıdır; ot eker, çiçek koklar, yaban domuzu kovalar, kıçını yaprakla ya da daşla siler.

Kavramsal olarak biraz daha Avrupa Avrupa kokan Pagan lafı -ki Latince "apaçi" anlamına gelen paganus'tan türemiştir - bu nedenden dolayı dünyadaki bütün kültürlerin temelinde yatan çiftçi-köylü düsturuyla boy vermiştir. Her şeyin iyi - kötü - tarafsız bir ruhu olduğu düşüncesiyle başlayan Paganizm; zamanla tarım toplumlarının ortaya çıkmasıyla, çok doğal olarak sistemli, hesaplı ve işbölümüne dayalı bir Çoktanrıcılık'a (polytheism) evrildi. Sümer, Hindu, Mısır, Antik Yunan, Roma vb. kültürlerde görülen, sadece görünüm ve karakter olarak değil, dünyayı bir şirketi yönetir gibi döndürmeleriyle de insanlara benzeyen tanrıların ortaya çıkışının; tarım kültürünün getirdiği planlama becerisiyle alakalı olmadığını hangi şuursuz söyleyebilir, ya cemaat-i müslimin?

"Kârın olduğu yerde sahtekâr da olur" ilkesi gereğince, dinden iyi sakal yapılabileceğini fark eden bazı uyanıkların pompalamasıyla ruhban sınıfı doğdu. Sadece ve sadece bazı özel kişilerin (kendilerinin) tanrılarla ya da ruhlarla iletişime geçebileceği inancını satan bu kamcıklar, sonradan yerlerini tapınak rahiplerine bıraktılar.

Ha bıraktılar da n'oldu? Yok efendim "Tanrılar kurban istiyor", yok efendim "Tanrılar Kumkapı'ya gitmek istiyor!", yok efendim "Tanrılar Rus istiyor!" söylemleri yerini; "Tanrı'nın kilisesine 100 altın verirseniz, cennette süper lüks bir yeriniz olacak!" ya da "Cennet, şeyhimizin taşakları altındadır!" gibi safsatalara bıraktı! Kendilerine din adamı diyen bu kansızlar, tüm insanlığı binlerce yıldır değişik tanrı, din ve ibadet kılıfları altında sömüregeldiler.

Konumuza dönecek olursak; İbrahimsel dinlerin (Yahudilik, Hıristiyanlık ve hatta İslam) Paganizm'i kafirlik olarak niteleyip, gördükleri yerde başlarını ezmek istemelerine rağmen; Pagan adetleri günümüzde alttan alta varlıklarını devam ettirir. Öyle ki bu dinlerin şart olarak koştuğu bazı kurallar ya da içtihat olarak benimsedikleri bazı uygulamaların kökeninde de bu adetler yatmaktadır.

Müslümanların Yahudilerden öğrendiği sünnet'in bir Eski Mısır adeti olması buna bir örnektir. Duaların sonunda söylenen amen/amin sözünün de Eski Mısırlıların Güneş Tanrısı'na yaptıkları duaların sonunda onun adını (Amon) söylemelerinden geldiği iddia edilir. Öte yandan Hıdırellez mevzundan da hatırlayacağınız gibi (Hatırlıyorsunuz di mi lan?), bazı Pagan inanışları günümüzde de kabuk değiştirmiş bir şekilde varlıklarını sürdürür; karşımıza kah Nevruz, kah April Fools Day (1 Nisan) olarak çıkarlar. Bugün Anadolu'nun pek çok yöresinde ay tutulması sırasında, teneke çalıp havaya ateş ederek ayı kurtarmaya çalışan bağrıyanık, çilekeş köylülerimiz vardır.

Konunun bir başka yönü ise, vahdet-i vücud ilkesini savunan Sufizm'in temelinde Paganist bir din olan Kompiletanrıcılık'ın (pantheism) yatmasıdır. İzlerini sürecek olursak, Sufizm'in Hint kökenli dervişlik ile Mısır kökenli ezoterik anlayışın, tam ortada, Ortadoğu ve Horasan'da buluşması sonucu doğduğunu görürüz. Bu inancı taşıyan bazı tarikatların Ortodoks İslam tarafından lanetlenmesinin nedeni de, Tanrı'yı bir ağaç insanın ruhunu da ondaki yaprak olarak simgeleyen bu kavrayışın, Paganist bir yanının bulunmasıdır.

Sözün özü, doğayla dolaysız bir ilişki kurmaya yönelik özellikleriye Pagan hoştur, ohhştur, cilloptur. İçlerinden bazıları insan kurban etme gibi kötü bir alışkanlığa tutulmuşlarsa da, iki çürük elma için bütün üzüm bağını yakmaya ne gerek var? Ama ve lakin, "Ben anlamam öyle pagan magan; Cuma namazıma gider, fitre zekatımı verir, orucumu tutarım!" diyorsanız da haklısınız. (Aynı kaynaktan geldiğimize ve aslında 'bir' olduğumuza inanınca, bu küçük ayrımların önemi kalmıyor.)

Bu maddeyi pro.isla.mic.check.oh.yeah Başpaganımızın Nevruz münasebetiyle yayınladığı mesajın altmetin incelemesiyle bitirelim mi, aziz judasperestler?

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Nevruz Bayramı Mesajı

“Tabiatın yenilenişi ve tazelenişini, baharın gelişini müjdeleyen Nevruz Bayramı; yeni ve güzel başlangıçları, sevinç ve neşeyle kutladığımız gündür. Nevruz, Anadolu’dan Kafkaslar’a, Orta Asya’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada yüzyıllardır aynı ruhla kutlanmaktadır.

Metininaltı: Baharın gelişini ilk kutlayan insanlar bittabii ki çiftçilerdi. Ve bunların cümlesi pagandı. Zaten bu da binlerce yıldır dünyanın her yerinde kutlanan animist bir adettir. Delikanlı Müslümanım, ama neden bilmiyorum içim sevinçle doldu lan!

Bolluk ve bereketiyle bahar mevsiminin gelişini simgeleyen Nevruz, aynı zamanda, hayata ve birbirimize yeni bir coşkuyla, yeni bir umutla sarılmak için bir çağrıdır. Milletçe bu çağrıya uymaya, sevgi, barış ve kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi canlı tutmaya devam edeceğiz.

Metininaltı: Bi' de bu paganlar baharda doğanın uyanışı ayağına orji yapıyorlarmış oğlum! Fashing'tir, Mardi Gras'tır derken, "kompile" coşku içinde birbirlerine sarılmaca filan... Bugün olsa... Tövbe tövbe!

Bu gün yakılan ateş, şiddetin ve öfkenin değil, aksine gönüllerimizdeki sevginin, dostluğun ve kardeşliğin kandilidir. Bu bayram sevincini yaşarken ve yaşatırken bize yakışan, şiddetin, kinin, nefretin dilini tamamen terk etmek ve sevginin, barışın, kardeşliğin evrensel dilini yüceltmektir.

Metininaltı: Şimdi bu nevruz biraz Mecusi işi gibi gözüküyor! Hani Persidir, Kürdüdür... Biz de bunu Kürtlerden öğrendik zaar! Kandil'dekiler de asi olmasınlar, insinler aşağıya! Ertuğrul'u lastikçiye yolladım, kamyon lastiği alsın da yakıp üstünden atlayalım diye. Zaten bu nevruzu ilk çıkaran da Lastikçi Kawa mıymış, neymiş! Ayrıca bayram dediğimiz olay, insanın kendine yakışanı yalamasıdır! Dil dile değmeden dil öğrenilmez! İnsanlığın dili evrenseldir; Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, sarışını, esmeri, kumralı, Kibariyelisi, Dilipaklısı fark etmez!

Unutmamalıyız ki bu günler, birliğin, beraberliğin, kardeşliğin her zamankinden daha çok öne çıkması gereken günlerdir.

Metininaltı: Valla metin yazarı özellikle mesajı uzun göstermek, bazı lakırtıları tekrar etmek için eklemiş bunu. Belediye Başkanlığım sırasında öğrenmiştim; birlik, beraberlik, kardeşlik demeyene politikada ekmek yok hacı!

Başta aziz milletimiz olmak üzere bütün bölge halklarının Nevruz Bayramı’nı kutluyor, aramızdaki sevgi ve kardeşlik bağlarını güçlendirmesini diliyorum.”

Metininaltı: Bak, Kürtlere açtım, Romanlara açtım ama yine de sevgi ve kardeşlik bağı kurmamız için bizim gibi olmanız gerekiyor! Yoksa külliyen kapatırım bu ülkeyi yeminle! Her canlı, ılımlı İslam'ı tadacaktır! Dağılın şimdi!

3 yorum:

acacia dedi ki...

"apaçi" kelimesini kutsuyorum .

delotha dedi ki...

tom robbins'in "dur bir mola ver"inde tarzan ile isa'nın şahane bir diyaloğu var. tarzan hindistancevizi tohumu çiğneyerek isa'ya paganizmi yüceltiyor. tavsiye edesim geldi.

hiç dedi ki...

bu durumda tarzan "apaçi"dir diyebiliriz.

kitap önerisi için teşekkürler.