Sahne Arkası

3
2
1
zero

The Making of "Bulaşıcı"



Bulaşıcı kelimesinin akıllara getirdiği ilk imge, hastalıktır.


- Çok mu kafadan daldık? Yok bu kadar hızlı girmemek gerek!
- Abi zaten kısa kesmemiz gerekiyor,çocuklar ne demişlerdi?
- Ne demişlerdi?
- Blog dediğin kısa olur demişlerdi!
- İyi o zaman, burada bırakalım amına koyayım!
- Abi, sen bilirsin; bana göre hava hoş!
- I-ıh, bence olmadı bir daha alalım!
- Abi sabahın köründen beri buradayız, siteyi hazırladık seni bekledik durduk, daha iki satır yazdın, yeniden alalım diyorsun!
- Tamam, tamam baştan almayalım ulan; zehir ettiniz zaten siktiğiminin blogunu! Sizinle uğraşacağım diye, Kafa Yolları Haritası'ymış!..

Muhtemelen büyük büyük atalarımız, bu kelime icat edilmeden önce, bayıra karşı açık kıçlarını kaşırken ve sonra da gripten takır takır ölürken bulaşıcı olanın taşıdığı lanetin farkındalardı.

- "Farkındalardı" mı denir, "farkındaydılar" mı?
- Abi bak şunu anlatamadık sana: Bu edebi bir eser değil, bin kez TDK'ya bakmana ya da netten aramana gerek yok! Bilmiyorsan bilmiyorsun, nasılsa kimse takmayacak okuyup geçecek!
- Tamam ulan, tamam!

O devirler kötü ruhların orrrosspu çocukluğu olarak görülen bulaşıcı hastalıklar, menüye eklenen cüzzam, kara veba vb. salgınlarla tanrının gazabı, AIDS gibi modern belalarla da riskli atraksiyonlar başlıkları altında değerlendirildi.

- Abi, aklıma süper bi' fikir geldi!
- Sırası mı lan şimdi, tam yoğunlaşmışken?
- Yahu süper ama! Şimdi şu senin yaptığın Hasta Olunası Ecnebi Şarkılar Külliyatı diye bir geyik vardı ya, Nirnava'nın şu meşhur şarkısının bir yerinde konteyciyuz diyor, onu çevirsek ya!
- Şükran'a ver, çevirsin!
- O İngilizce biliyor mu?
- Sezgisel olarak biliyor! Bloga dönecek miyiz?

İnsan merkezli bulaşıcılara ek olarak, "kuştur, domuzdur" derken yerkürenin tamamını fail yapan bir paranoya alanına giriverdik.

- Hiç paranoid şizofren olduğunu düşündün mü abi?
- Sebep?
- Bilmem, bir anda aklıma geliverdi, sen devam et!
- Nereden çıkardık lan bunu şimdi?
- Biraz tuhafsın sen be abi, kabul et!

İnsan denilen şu çarkı çökük yaratığın kendi kendine bulaşması da (bulaşmanın cinsine, boyutuna ve etkisine göre) sosyalleşme süreciyle gerçekleşir. Fikirlerimiz, değerlerimiz ve kimi zaman duygularımız, insanlığın ortak birikiminin içimize düşmesiyle inşa edilmeye başlar; zaman içinde yaşanılanlarla beraber evrilmeyi sürdürür.

- Harbiden hiç düşünmedin mi?
- Neyi lan?
- Şizofren olduğunu?
- Düşündüm! Ardından da şizofren olsam, şizofren olduğum yargısına varamayacağıma karar verdim! Rahatladın mı şimdi?
- Bence yine de profesyonel yardım almalısın!

"Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu ispitleyeyim" ve "Vay anasına bak kızını al" deyişlerinin altında yatan da bulaşıcılığa dair bu bilgidir.

- Eki eki!
- Yine n'oldu lan?
- Bu tam gaz sosyolojik tespitlerin arasına halk ağzıyla espriler yerleştirmene bayılıyorum Cemil Abi!
- Lan "kaç saattir buradayız" deyip duruyorsun, yine de yazıyı baltalıyorsun! Manyak mısın lan sen?
- Tamam abi, sustum! Abi, harbiden hiç psikiyatriste gitmedin mi?
- Depresyon zehirlenmesinden kaynaklanan bir aşırı neşelilik hali içindeyim çocuğum, tüm mevzu bu! Devam edelim mi?

Benzer bulaşmalar yalnızca "kuşaklar arası" değil, "kuşak içi" ilişkilerde de bereketli bir şekilde görülür.

- He he... Kuşak içi!
- Sussana lan!
- He he... İlişki!
- ...
- He he... Bereketli!
- Lan başıma bela mısın sen?
- He he... Son zamanlarda çok fazla Homer Simpson izlediğin için beni görüyor olmayasın Cemil Abi?
- Ne alakası var oğlum! Allasen kapa çeneni!

Kitlesel histerinin en ilmikli örneklerinden birisi olan linçten, FM radyolardan sızan uyduruk pop şarkılarındaki ağlak aşk temasına kadar kendi benliğimize atfettiğimiz pek çok duygu, aslında (kimi zaman bilinçli olarak üretilip, manipülasyon amacıyla ortalığa salınan) yüksek bulaşıcılığa sahip fabrika üretimi parçalardır.

- Çok mu kasıcı oldu bu?
- Ben konuşunca laf sokuyorsun!
- Burada fikrini soruyorum, yanıt verirsen kızmam.
- Rakı!
- O ne demek lan?
- Bir tişörtte görmüştüm abi; "Soruyu hatırlamıyorum ama yanıt: Rakı!"
- İtiraf et, sen benim amele yanımsın di mi?
- Bloga dönelim abi, ayıp oluyor!

"Hakiki özgürlüğü" elde etmek için önce ana babanızın mirasını, sonra da insanlığı ve onun size dayattığı her türlü duyguyu(aşk, şefkat, acıma, nefret vb.) öldürebilecek misiniz?

- Abi kesmemiz gerek artık, 500 darbeden sonra insanların dikkati dağılıyormuş. Paktin öyle demişti!
- Şu Barzo'nun arkadaşı olan tip mi?
- Evet abi, hani şu Sütçü yok mu? Üçü birden sanal alemi çok yakında sallayacaklar!

Götünüz yiyorsa, buradan buyurun!

- Abi sadede gel, çok uzadı!

Siz kendinizle muhasebeye tutuşmuşken; bu bulaşık yazıyı, konumuzun anlam ve önemine ithafen, Nirvana'nın Smells Like a Teen Spirit şarkısının sözleriyle bitirelim.

- Oh be!
- Abi gel bana, sana elma portakal dilimleyeyim, iki duble atalım temizinden.
- Şimdi adam gibi konuşmaya başladın, teres!
- Abi, iyi de ben gerçekte yokum ki! Rakıyı doldurup, meyveleri çoktan dilimleyen sensin zaten!
- Bir denyo Danyal'sın! Bir denyo Danyal!

3 yorum:

Anonim dedi ki...

ne alemdedir acaba o Hasta Olunası Ecnebi Şarkılar Külliyatı?

lili

hiç dedi ki...

yeni bir blog olarak ortaya çıkabilirler de, çıkamayabilirler de...

Anonim dedi ki...

çıkmalıdır :)

lili