Baba






Evrensel. İsim.

1- Bir çocuğun dünyaya gelmesine, minyatür bir millipiyangoçekilişi mekanizmasıyla vesile olan erkek; peder, moruk, ata. Örnek: "Şunu hiç düşündün mü Danyal; baban ananı sevmeden önce iki tur zıplasaydı ya da iki dakika daha geç gelseydi, ne olurdu? Hani Allah muhafaza, torbasındaki döller alt üst olurdu da, bambaşka bir şerefsiz peyda olurdu, senin yerine!"

2- Koruma ve kollama özelliklerine haiz, etrafı için hayırlı işler yapan, saygı duyulan, iyi huylu insan evlâdı. Örnek: "Valla bu şahane tespitinle, bir kez daha ne kadar baba bir insan olduğunu deşifre ettin Cemil Abi!"

3- Uyuşturucu, kaçakçılık, kara para aklama, haraç alma gibi yasadışı işleri yürüten çetelerin başında olan; emrindeki memurları yöneten (mal kaçırma, gasp etme, göt kesme, hacamatlama, topuğa sıktırma gibi eylemlere azmettiren) bir nevi CEO. Örnek: "Danyal gibi davranabilirsin! [Danyal'a bir tokat çakar.] Olacağın bu muydu, karı gibi zırlayan bir Hollywood ibnesi? 'Ah ne yaparım? Vah ne yaparım?' Nasıl bir bok yemektir bu? Külliyen saçmalık!"

4- Tedeka'dan. Çatı merteği. Örnek: "Babamızsın Cemil Abi; odamızdan her bakışımızda seni tepemizde görüyoruz, çatıdan her bakışımızda ise altımızda kalıyorsun!"

5- Tedeka'dan. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Örnek: "Kâh çıkarım gökyüzüne seyreylerim âlemi / Kâh inerim yeryüzüne seyreyler âlem beni"

6- Tedeka'dan. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı demir, ağaç ya da beton dikme. Örnek: "Ben ise iskele babasına geçirilmek üzere atılan halatı kaçıran bir çımacı gibi hissediyorum Cemil Abi!"

7- Tedeka'dan. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öğe. Örnek: "Umduğundan hızlı kayınca merdivenden / Babayı buldu bizim saf Danyal aniden"



Babasız geçecek ilk Babalar Günü'nü atlatınca; azalacak tuhafların en tuhafı acın, dinecek tek başına akıttığın gözyaşların, geriye sadece tortusu kalacak anıların...

İnsanlık yenidoğanların dudaklarından dökülen, en basit hecelerle oluşturulmuş ilk kelimeleri, hayati açıdan elzem 'nesne'lerin tanımlanması olarak kurgulamıştır: Doğuran ve besleyen anne, koruyan baba, yemek ve yemek veren yer. (Ama, mama, mami, mam, mare, ina, anya, ana, ata, tad, apa, dad, baba, papa, mama, meme, mammo, vb.)

Ey aziz okurlar!

Derdimizi dillendiren, dilimizin tüyü, güzelim Tedekamızın tanımlarından yola çıkarak, babanın özelliklerini şöyle özetleyebiliriz: Bir yapıyı ayakta tutan, o yapının altındakileri koruyan, büyük, kalın, uzun, sert, dikey öğeye verilen isim.

İmdi, Freud'u işin bokunu çıkarmakla suçlayanlara dönüp, "Hadi Freud'u kocaman purolar içen bir sapık olarak yaftaladık, peki Tedeka'ya ne oluyor?" diye sormak boynumuzun borcu değil midir, pek muhterem yetimler? Onu geçelim, Freud'un Avusturyalı babasıyla, Türk kültürünün damıttığı damızlık dambıl arasında nasıl bir ilişki olabilir ki?

Mevzuyu bir aslan sürüsü örneğiyle açıklayalım...

Ya da boş verin yahu, bu blogun Neyşinıl Coğrafik müptelâsı, zehir zemberek okuyucuları, hâlihazırda babalarının dikkatlerini çekmek için onlara dalaşan, bir naçiz paye alma uğruna taklalar atan yavru erkek aslanların ve hatta kendi izlerini bilmez, kocamış aslanların başına neler geldiğini biliyorlardır zaten.

Hepimizin asıl meselesi, aslında, bu 'doğan görünümlü serçe'nin çelişkiler yumağı oluşudur:

Doğumunuzun yarı sorumlusudur, ama hormonları etkilenmez.

Sizi kollayandır, ama tokadı esirgemez.

Çok kuvvetli sever, ama belli etmez.

Eksikliğinin ne demek olduğunu , tam olarak, onu kaybettiğinizde anlarsınız.

Baba, hayatta sahip olabileceğiniz en kuvvetli oksimorondur.

O hem zehirinizdir, hem de panzehiriniz! Hastalanıp yeniden ayağa kalkınca daha güçlü hissedersiniz.

Ne içinden geçenleri size aktarmayı becerebilir, ne de siz içinizden geçenleri dillendirdiğinizde ona ayak uydurabilir.

Geceler boyu, "Çocuk neden böyle dedi ya hanım!" der durur da, yanıtını alamadığı soruların efkârıyla kendini yer bitirir. Ama ve lâkin, yüzünüze dökmez sancısını.

Sonra her yer onunla yaşadığınız anılar olur, her nefes onun sizi bağrına basarak sevdiği, kendinde uzağa sürdüğü, başka dertlere dalmışlığından umursamadığı anılara açılır.

Babanızı anlatarak bitiremezsiniz! Asla da bitiremeyeceksiniz...

Madem söz bitmez, hasbihâli kısa kesip maddenin ana fikrine gelelim, sevgili ana kuzuları:

Bencil olun; ana babanızın ölmesine asla izin vermeyin!

3 yorum:

Anonim dedi ki...

"Varlığının eksikliğine tam olarak, onu kaybettiğinizde ayarsınız." Sanırım öksüzlük dediğimiz his bu olsa gerek hacım. Kaybedene kadar çok da sorgulamazsın mevcudiyetini. Bilirsinki "O" orda bi yerdedir. Amma velakin kaybettikten sonra nasıl bir babalık figürü olursa olsun bir sürü keşkeyle ve özleminle başbaşa kalıyorsun...

helper dedi ki...

annemin mezarına hiç gitmedim...gidemedim ... başın sağolsun hocam tekrar...

ruzgarsac dedi ki...

Yuregime sarili uzun metrajli film benim babam.Hep yanimda basucumda usuyunce ustumu ortuyor, dagilan saclarimi topluyor ve her sabah ben uyanmadan ince dilimlenmis ekmekler kizartiyor kuzinenin uzerinde. Tekrar sarilacagim gunu iple cekiyorum.