Bıyık

Türk malı. İsim

1- Üst dudakla burun arasında çıkan, ilerleyen yaşlarda burun kıllarının da dahil olmasıysa, daha kallavi görünmeye başlayan kıl topluluğu. Örnek: "'Bıyıklı insandan sanatçı çıkmaz' önermesinin iki istisnası Salvador Dali ve Frida Kahlo'dur. Ama istisnalar kaideyi bozmaz!"

2- Balık gibi prehistorik zamanlardan bu yana evrimleşmemiş korkunç yaratıklarda anten görevi gören deri uzantısı; kedi ve fok gibi sevimli, şirin, mıncıklanası şebeleklerde dengeyi sağlayan misina. Örnek: "Bıyıklı balık yemem, yiyeni de hoş karşılamam Cemil Abi! Kedi ise ayrı konu..."

3- Asma vb. bitkilerin bağlı oldukları askerlik şubesine sarılıp tutunmalarına olanak veren sakıncasız sürgün. Örnek: "Askeriye'nin bütün tesislerinde hem asma ve sarmaşık gibi sıkı sıkıya yapışan yılışık bitkilere, hem de kavak gibi tek başına ayakta durduğu halde deli gibi yaprak dökerek acemi askerleri çıldırtan ağaçlara rastlanabilir."

4- 60'lı ve 70'li yıllarda memlekette sıklıkla görülen, Amerikan General Motors firmasının ürettiği Buick isimli otomobil markasının, Türk şoförleri tarafından okunuşu. Örnek: "Aaah neydi o günler! Ben o kocaman Bıyık'la mahalleye girdiğimde bütün kızlar pencerelere üşüşürlerdi... Hanııım, benim prostat ilacım nerde?"


Dün Cemil Abi ile Tombstone filmini izlerken, "Neden tüm adamlar bıyıklı?" diye düşünüp durduk. Sonradan aydık ki Vahşi Batı'da kaale alınmak için bıyıklı (mümkünse pos bıyıklı) olmak gerekiyor. Zira bu tespitimizi denemek için kan gövdeyi götürürken, iyi ve kötü karekterleri bıyıksız düşünelim dedik ve filmin ciddiyeti bir anda kaçıverdi. Bu filmi bilenler ne dediğimizi anlayacaktır.

Son dönemlerde memleket sathında yürütülen, "Bıyıklı erkek kırodur" kampanyası başarıya ulaşmış olmalı ki; iyi eğitimli almış, kentli insanlar arasında bıyığa karşı kuvvetli bir önyargı var. Ulan daltaraklar, bugünün geçtim de hiç çocukluğunuzda "Mısırı kuruttun mi, ambarda duruttun mi / Nenen çarik giyerdi, bunları unuttun mi" türküsünü dinlemediniz mi? Hayır, KYH Ailesi olarak eskiye dönün, ataerkil olun demiyoruz, ama salyangozluk da yapmayın oğlum ya! Brad Pitt değilsiniz sonuçta -ki o da amele kökenlidir ama adamlar bıyık bırakmayı Wyatt Earp'ten sonra terk etmişler o ayrı mesele. Şu anda ABD'de sadece faşist şeriflerin ve 80'lerden kalma birtakım insanların bıyık bırakması ise bizim konumuz dahilinde değil, bilesiniz! (Şaka lan, şaka bize ne sizin bıyığı sevip sevmemeniz.)

İçinizden "Bıyık nedir? Ne işe yarar?" diye soracak bir şuursuz çıkarsa, ona hönkürerekten, "Bıyık bir tür gösteriştir; kültüre dayalı dekoratif mevzuları geçersek, biyolojik anlamda aslanın yelelerini kabartmasına eşdeğer bir salaklıktır" deriz ve yeminle bunu ifşa etmekten de zerre gocunmayız.

Zira Mevlana kendi saçına sakalına ithafen, Kalenderi dervişlerinin cascavlak dolaşmalarına özendiğini ifade etmiştir. Çünkü Kalenderi dervişleri (kimi zaman alt grup olarka görülen, kimi zaman onlara eş tutulan Cevlakiler de) kendilerini toplum gözünde "güzel" gösterecek her şeyden kaşınmak ve mümkün olduğu kadar aşağılanmak adına ('fenafillah'a giden yol kendi benliğini aşağılamaktan geçer düsturuna göre) saçlarını, sakallarını -hatta kaşlarını- kazıyıp dolaşırlardı. İnsanın kendi benliğini yüceltecek her türlü süsü ve güzelliği Tanrı yoluna taş koyan kesretin müsebbibi olarak görürlerdi pek muhterem ağdalı-frido-kahlolar!

Bu eski yolu takip edecek olursak, fiziksel görünüşü ilgi çekici kılmaya dair her hareket, insanı Tanrı'dan uzaklaştıran bir benlik iddiasına yönelik kışkırtıcı çabalardır. Burada günün yarısını aynanın karşısında geçirmekten, günün iki saatini kuaförlerde harcamaktan, Photoshop'ta fotoğraflarla oynamaktan (Evet, herkesin sanal alemde en az bir tane güzel fotoğrafı vardır!) bile bahsetmiyoruz. Bu söylenilenlerin yukarıdaki, "Lan bıyıkla derdiniz ne sizin!" tavrıyla olan uyuşmazlığı da bizi bağlamıyor. Çünkü şu anda kadar bir tane bile Kalender ile tanışmadım. Siz hiç tanışınız mı? Hiç sanmam; modern dünya, Kalenderleri pek siklemiyor!

Bıyık süs müdür, maçoluk iddiası mıdır, ot mudur, bok mudur? Bunları bir kalem geçelim. Zira bıyık candır, canandır, çorba ve bira içmeyi zorlaştırır ve kesinlikle cillop değildir!

Bu mevzuyu Freudyen olduğu kadar duygusal bir anektodla kapatmaya ne dersiniz sayın cilloplar?


Beni telefonla arayan ya da ben aradığımda karşıma ilk çıkan kişi annemdir. Babam nadiren açar telefonu. Biz annemle konuşurken de uzaktan selam söylemekle yetinir.

Ancak bir kaç ay önce babam aradı ansızın.

"Yiğidim, nasılsın?" dedi kendini zorlayarak, gür bir sesle. Babam aradığında bunun hoşbeş etmek için olmayacağını biliyordum.

5 yıl önce geçirdiği bypass ameliyatını takiben gece gündüz başında kalmıştım. Onun iktidarının çöküşünün canlı tanığıydım. Ameliyat olduğunda 61 yaşındaydı. Bıyıklarını ameliyattan bir hafta önce kesti, o günden sonra bir daha bıyık bırakmadı. Oysa otuzlu yaşlarında, pos bıyığıyla haşince baktığı fotoğraf hala evin duvarında asılı duruyordu.

Kalp ameliyatından sonra, yıllardır çüremekte olan bir böbreği yüzünden iki kez ölümden döndü; ben yine başındaydım. Gözümün önünde eriyen, acizleşen adama bakıyordum. "Yiğidim, nasılsın?" dediğinde, ikimiz de çok yakın bir vakitte diyalize girmesinin kaçınılmaz olduğunu biliyorduk. O korkusuz gördüğüm adamın ölümden korktuğuna çoktan şahit olmuştum.

"İyiyim, aslanım!" dedim, "ziyadesiyle iyiyim!"

Sonra o güzel adam, titrek sesiyle konuştu:

"Evlat" dedi, "O pos bıyıklarını yeniden uzat! Bıyıkta aklar çıkınca, onun pos olmasının anlamı kalmıyor!"

Sadece gülümsedim.

Neden gülümsediğimi ise ancak şimdi anlıyorum:

Gençliğimde onu takmamış olsam da, artık babamın sözünü dinliyorum...



(Yukarıdaki hikayeyi bilmeksizin bıyık konusunda yazmam için ısrar eden İlhan'a teşekkürler ederim.)

9 yorum:

teğet dedi ki...

bıyık değerlidir üstadım. ne demiş büyükler : "olmaya devlet cihanda bir nefis bıyık gibi"...

sanma şahım her kılı sen bıyık olur
her kılı sen bıyık mı sandın belki o agyar olur
bıyık belki o alemde bir dildar olur
bıyık olur agyar olur dildar olur serdar olur

bir söz, bir dörtlük ve bir halk türküsü ile veda ediyorum... bıyıklarım gibi, gençliğim gibi, geleceğim gibi ve toprağım gibi...

...
gökte yıldız sayılmaz
çiğ yumurta soyulmaz
ergen kız ergen oğlan
cilvesinden doyulmaz

in dereye dereye
al dereden taş getir
aşlanmamış fidandan
dişlenmemiş yar getir

indim derelerine
bilmem nerelerine
kaytan bıyıklarımı
sürsem nerelerine.

not : şanlıurfa yöresine ait "kırmızı kurdele" adlı mani ile "şebihkarahisar" yöresinde düğünlerde, toplantılarda söylenen "dik ayak" adlı türkünün sözleri;

küçük kara balık dedi ki...

Ben bıyığa bıyık demem , bıyık yarda olmayınca.
Bıyık güzeldir , bıyık sevilesidir ama yar bıyıksız da sevilebilendir.

hiç dedi ki...

teğet kardeşim, mani ve türkü için teşekkürler. bak ne de güzel zenginleştirdin yazıyı...

küçük kara balıkçığım, yorumundan yarinin bıyığını sevdiğin ama yarini daha çok sevdiğin sonucunu çıkarıyorum. büyük bir çıkarım değil ama mutluluk verici :)

Adsız dedi ki...

--ADSIZ dedi ki--
öncelikle bıyığa türk malı sınırlaması yapılması üzdü bizi, franz ferdinand, nietzsche, zapata, frank zappa gibi nadide örnekleri -ki bunların sayısını artırmak çok kolay- varken, sadece 36° - 42° Kuzey enlemleri, 26°-45° Doğu boylamları arasına sıkıştırılması böyle internasyonel bir obje için haksızlıktır kanaatindeyim.
başka da sözüm yok, bıyığa güzelleme mi desem, bıyık söylencesi mi desem, bıyık iyidir hoştur da, aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen neden bıyıktır, onları bilememekteyim!

hiç dedi ki...

Pek muhterem Adsız kardeşim,

ADSIZ adının iki kez yazılmasından pek önemli ve büyük bir insan olduğun izlenimine kapıldım.

Bıyık, Türk malıdır, Türk icadıdır! Nihal ADSIZ'ı (ya da ATSIZ'ı) bile aşacak bir iddiaya göre: Türkler, Orta Asya'dan kopup gelirken doru atlarının hızından burunlarına kum kaçıyordu ve bunu engellemek için bıyığı icat ettiler.

Bir söylence tabii, yersen! :)

Adsız dedi ki...

--ADSIZ DEDİ Kİ--
bu adsız dedi ki, meşhur Âlman yazarının kitabını anımsatıyor bana ama ("Goethe Der ki..." misal) neyse bizim Goethümüz o kadar büyük değil diyerek devam edelim...
şimdi, Orta asya bozkırlarında, savanlarında bugan hâlâ yaşayan kalendermeşrep ırklara bakarsak % 80'inin köse, %20'sinin aşağı sarkık tarkan bıyıklı olduğunu göreceğiz ve ne yazık ki sözkonusu bıyıkların bırak tozun toprağın burna girmesine engel olmayı, iri taneli bezelyelerin girmesine bile engel olamayacak derecede Çin işi, japon işidir.
Göktür kitabelerinde der ki, "e. türk budun sen çinin yagusunu yavlagına inandın, öldün"^yani çin malı bıyık kullanırsan, burnuna her nevi zerre, zıkkım kaçar!
her neyse, sözkonusu göçten önce İran (ki kendileri PERS oluyor), Mezopotamya (ki BABİL oluyor) topraklarındaki kalendermeşrep arkadaşlar, yazı, ziggurat, onluk sayı sistemi, satranç, tavla, dolaylı yoldan helenizm (İskender'e öğrettikleri şeyler bağlamında), sakal, bıyık ve tercihan PALA BIYIK'ı icat etmişlerdir!
şimdi siz Türklerin (buradan anlaşıldığı üzere, adsızlar genelde Türk olmuyor) adeta Yunanlı komşularınızın karagöz havivat, kahve, baklavaya konması gibi, Pers topraklarında ve Mezopotamya bağlarında icat edilmiş pekçok şeye konmak arzunuz Bıyık'ta da kendini gösteriyor!
-adsızın diyecekleri şimdilik bunlar-

hiç dedi ki...

Pek muhterem ADSIZ kardeşim,

Her şeyden önce mükemmel ötesi tarih bilginizi konuşturmanızı bu blogun bir kazancı olarak gördüğümü belirtmeliyim. Her ne kadar yorumu at üstünde dört nala koştururken yazdığınız için bolca tashih gerekiyor olsa da gerçekten aydınlanmış hissediyorum.

Ama ve lâkin, bugün Orta Asya’da yaşayanların köse ya da Çin işi bıyıklı olmalarının nedeni, o göçlerin gerçekleştiği tarihlerde tırtlık yapıp, “Hacı ya benim işim var gelemem”, “Babuş valla roman yazıyorum yoksa gelmez miyim!”, “Manitayı bekliyorum hafız, siz gidin ben yetişirim” diye bahaneler üretip eküriyi ekmelerinden kaynaklanmaktadır. Eğer onlar da Anadolu’ya doğru at sürmüş olsalar, evrim sürecinde adaptasyon diye tabir edilen işleme maruz kalacaklar ve burunlarına kum girmesin diye bıyığı geliştireceklerdi. Şimdi noldu? “Ne Alırsan 1 YTL” mağazalarından alınmış gibi duran Çin malı bıyıklara kaldılar.

İmdi, “Mezopotamyalıların bıyıkları asıl burun örtücü pos bıyıktır” iddiası bize bu arkadaşların da Türk olduğunu kanıtlamaktadır. Nasıl mı? Demek ki bu vatandaşlar daha önce Orta Asya’dan yola çıkıp buralara gelmişler! Zaten kafataslarını ölçtüğümüzde hafiften geriye doğru bir basıklık görürüz. Bunun nedeni –pekâlâ- hızlı atlar üstünde yolculuk yaparken rüzgârın kafayı şekillendirmesidir.

Proto-bıyık da aynen barut, çekik göz ve prezervatif gibi Çinliler tarafından icat edilmiştir ama gerçek anlamda bıyığın mucidi Türklerdir. Zira Mezopotamyalıların bıyığı değil, kıvırcık sakalı ve sırt kıllarını icat ettikleri türlü heykel ve rölyeflerde kendini göstermektedir.

İlginiz için teşekkürler Sayın ADSIZ

Adsız dedi ki...

her maddeye şarkı sözü yazmayı boşladığımı yerime biri gelince anladım. üzüldüm açıkçası

hiç dedi ki...

yok canım öyle düşünmeyin.
hala şarkı yazabilirsiniz :))