Müptelâ

Arapça. Sıfat

1- Kötü alışkanlıklara düşkün, kötü alışkanlıkların kucağına oturmuş, merakında helak olmuş, tiryaki. Örnek: " Bizim oğlan kumara, esrara, alkole, bir de karı kıza müptelâdır. Başka da kötü huyu yoktur şükür!"

2- Tutulmuş, tutkun, cezbe kapılmış, anaforun göbeğine düşmüş, anasınınkini görmüş. Örnek: " Vereme müptelâ olanların benizleri susuz kalmış bir gül tarhı gibi solar, ta ki yüzdeki insani pembelik kesif bir kızıl olarak dışarı çıkıncaya kadar..."

3- Âşık, vurgun, meczup. Örnek: "Mecazi aşka müptelâ olmanın son kertesi, kamu nazarında müptezel hâle gelmektir."


Türkçe'de "düşkünlük"ün karşılığı olan iptila kelimesinden türeyen müptelâ, bir insan evlâdının herhangi bir kişiden, nesneden ya da durumdan kopmayı başaramayıp müptezel olma yolunda ilerlerken aldığı sıfattır.

Bu düşkünlük kimi zaman hafif bir şekilde seyrederken, kimi zamansa cezbeye, yüce bir duyguya kapılıp kendinden geçmeye kadar gidebilir. Yol ne olursa olsun, müptelânın varacağı yer aynıdır: Benliğinin başka hiçbir şeyden almadığı keyfi tekrar tekrar ona sunmak üzere, o şeyin yörüngesine oturmak!

Hayal kırıklıkları ile dolu bir dünya bu! Yanlış anlaşılmalarla, hiç anlaşılamamalarla, zorunlu tercihlerle, bütün bir hayatı kaplayan sessiz köleliklerle, 9-6'larla, "elâlem ne der"lerle...

İşte iptila (düşkünlük), çoğu zaman doğduğumuz an kendimizi içinde bulduğumuz bütün köleliklerimize karşı verilen en sessiz yanıttır! Kendini içinde bulduğu ve yaptığı tercihlerle daha da derinlerine gömüldüğü zindandan bir isyan çıkararak kaçma cesaretini bulamayan bir kölenin, zindanın en dibine gömülüp hamamböceklerinden bir mikro dünya yaratması ve oranın tanrısı olma rolünü sürdürmesidir.

Samimi bir müptelâ, siz ne derseniz deyin adam olmaz. Zira zindanındaki hamamböceği ordusunu ondan bırakmasını istediğinizde, yarattığı dünyanın kölesi olmayı bıraktığı an gerçek köleliliğini hatırlayacağını bilir.

Her ne haltsa pek bir süper okuyucular, çok elemli bir madde oldu kanımca. Bu maddeyi bir köşeye atıp kendimizi şarkılara, türkülere vurmaya ne dersiniz?

Şimdiki hicâz şarkımızın güftesi Enderûni Vasıf Bey, bestesi Dede Efendi'ye ait:

Ey bût-i nev edâ
Olmuşum müptelâ
Âşıkım ben sana
İltifât et bana yar yar

Gördüğümden beri
Olmuşum serseri
Bendenem ey peri
Âşıkım ben sana yar yar

Hâsılı bunca dem
Ben senin bendenem
Gel gel ey gonca fem
İltifât et bana yar yar

2 yorum:

küçük kara balık dedi ki...

Hoşnut bir müptelayım ben , bu durumda hafifletici sebep sayılmalı halimden hoşnutluğum.
Belki de çok bağımsız kalmamam gerekiyordur.

hiç dedi ki...

kelimenin hangi anlamını kullandığınıza bağlı sayın küçük kara balık...

zannımca 3.anlama daha yakınsınız. içinizden ne geliyorsa onu yapıyorsanız ne ala! cümle alem için hayırlısı olsun :)