Narsisizm




Yunan kökenli Frenkçe
. İsim

- Bir insanın tüm vaktini kendini sevme işine adaması sonucu, yenilikçi ve yaratıcı yöntemler geliştirerek sevi sektöründe çığır açması, bunu yaparken kendisiyle beraber çevresindeki insanların da ağzına sıçması, özseverlik, özünüsevicilik. Örnek: "Caravaggio'nun Narcissus'unda görünen, gerçek ile yansıma arasındaki ideal benlik fikrini, şenlikli olduğu kadar tekinsiz bulduk, di mi Cemil Abi?"


Yunan mitolojisine göre; bütün genç kızların "Ayol, yumurta gibi bir civan!" diyerek andıkları Narkissus (Narkissos), bir gün ormanda geyik avlamaya gider. Bu sırada bir dağ perisi olan Eko (Echo) onu görür, bir bakışta hastası olur. Ancak Hera tarafından "son sözü" söylemeye lanetlendiğinden, sadece Narkissus'un sözlerini taklit edebilir. ("Ses ses bir ki! Eko, eko! Se... se..."). Ardından kendini gösterip delikanlıya yanaşmaya çalışsa da Narkissus ona yüz vermez. Bunun üzerine Eko, Nemesis'e dua eder. 'Hardcore' bir Gönül Abla olan Tanrıça "Sen kendini üzme kızım" diyerek Narkissus'u lanetlese de Eko aşkından ölür. (Söylenceye göre bir uçurumdan aşağı düşer/atlar. Onun ölümünün ardından bütün uçurumlar yamaçlarındaki konuşmaların 'son söz'lerini tekrar edip dururlar.)

Bir gün gölden su içmeye çalışırken kendi yansımasını gören Narkissus, sudaki yakışıklıyı bir başkası zannedip, "Bebeğim, sevmek için tüm hayatım boyunca senin gibi birisini bekledim!" der ve anında ona karşı bir takım hisler beslemeye başlar. Ancak hayatının aşkının aslında kendisi olduğu anlayınca kederden ölür ve bu lanetli aşkı yüzünden cehennemin en dip seviyesine gider. Bir hayalet olarak gelen ve Narkissus'un cansız bedenini gören Eko bu duruma üzülse de, neticede 'son söz'ü söylemiştir. Narkissus'un öldüğü yerde onun adıyla anılacak olan nergis çiçeği filizlenir.

Suyun-öte-yanı mitolojisini yeniden üreten Roma'da bu hikayenin pek çok farklı sürümü vardır. Ancak bu yorumun peşinden gidecek olarsak, anlatılan hikayede karanlıkta kalan pek çok noktanın olduğunu, hikayedeki bazı önemli olayların üstünün örtüldüğünü görürüz.

5.Boyut programının bir sezonda verdiği kıssadan hisseyi konsantre kıvamda beynimize akıtan bu süpersonik heyecan kasırgası her şeyden önce sadece Narkissus'un değil, Eko'nun hikayesidir. Çünkü Narkissus'un -kelimenin tam anlamıyla- makûs talihi aslında Olimpos'un megalomanı olarak arz-ı endam eden Zeus'un Eko'yu kendi suçuna ortak etmesiyle başlar. Bu kendi sesine aşık olacak kadar güzel avazlı peri kızı, Hera'yı çeşitli oyunlarla oyalamak suretiyle Zeus'un onu aldatmasına yardakçılık etmektedir. Kindar bir kaltak olan Hera, bu katakulliyi öğrendiğinde Eko'ya acayip bozulur ve onu hep 'son sözü' söylemekle lanetler. Hali hazırda konuşma engelli bir periye dönüşen Eko'nun, karşılıksız aşktan dolayı okuduğu lanetin Narkissus'a dokunmasında "Be adam, konuşmayan bir kadın bulmuşsun da; ne istiyorsun, belanı mı arıyorsun! Zaten son sözü her koşulda kadın söyler!" düsturunun etkili olduğu söylenebilir.

Bu acı dolu gelişmeleri fişekleyen suçlu aslında Narkissus ve Eko (narsisizm) değil, Zeus'un (megalomani) ta kendisidir! Bu iki genç asla ulaşamayacakları bir aşka düştükleri için heba olurken, hedonist Zeus gününü gün etmeye devam etmiştir.

Narkissus'un cehennemin dibine giderken Eko'nun ise varlığını hayalet olarak sürdürebilmesi ise ikisinin arasındaki yegane farktan kaynaklanır: Eko sesinin güzelliğinden kaynaklanan özseviciliğinden sesini kaybedince kurtulup, bu sevgiyi bir başka varlığa yöneltmeyi başarmıştır. Narkissus ise kendi varlığının kuyusuna düşmüş, kör kuyularda merdivensiz kalmaktan ancak bir başka varlığın aşkıyla kurtulabileceğini anlayamamıştır. Bu yüzden Narkissus ayakta uyuyan, sersem müptezelin teki olarak gaflet ve dalalet içinde, geriye sadece nergis çiçeğini bırakarak gitmiştir.

Nah işte burada şunu diyebiliriz: Narkissus'un, narkoz ve narkotik ile aynı kökten (narke) türemesi çok makuldur: Çünkü Eski Yunanca'da bu kök, sersemle(ş)me, aptallaşma, uyu(ş)ma anlamlarına gelir. Narkissus, kendi benliğiyle narkoza yatmış bir hergeledir. Kendi aksi onu sersemletmiş, aptallaştırmış; gerçeğe karşı uyuşuk hale getirmiştir. Onun laneti aslında hakikati görememektir: Narkotik benliğinin müptelası olmuş, kendi güzelliğinin uyuşmasından aydığı bir anda, arzusunun imkansızlığını keşfetmiştir!

Megalomani (Zeus) ile narsisizm (Narkissus ve Eko) arasındaki farka dair ipucunu yukarıda vermiştik. Bu ayrıma göre megaloman her daim haklı olduğunu düşünen, sorgusuz, hissiz bir despottur; buna karşın narsist, kimi zaman kendini seven kimi zaman da öfkeyle kendini suçlayan ve yargılayan (ancak asıl derdi her zaman kendi benliği olan) bir romantiktir. Bundan dolayı megalomanlar kanaat önderi olurlar, narsistler ise sanatçı... Bundan dolayı megalomanlar asılırlarken, narsistler intihar ederler. Yöneten olmaya yeltenen sanatçıların (Bkz. Bedri Baykam) ya da sanat eserleriyle ortaya çıkan yönetenlerin (Bkz. Kenan Evren) tehlikeli olmalarının nedeni, içine girdikleri rol karmaşasıdır. [Ne Baykam intihar etti, ne de Evren asıldı.]

Bu iki kategorideki insanların ortak yönleri yok mudur? Vardır tabii ki! İşte bu ortak yanlardan bazıları:

1- İlgileniyormuş gibi gözükseler bile başkalarının duygu ve düşüncelerini önemsemezler. Örnek: "Ne? Seni seviyorum mu dedin? E, bu çok doğal! Daha heyecan verici bir haberin var mı?"

2- Nasıl olduklarından ziyade, nasıl göründüklerine önem verirler. Örnek: "Ben Ruhi Bey nasılım?"

3- Her beş kelimelerinden üçünde "ben" vardır. Örnek: "Ben götümdeki et benini benimsedim!"

4- Büyük başarılar için yaratıldıkları ve özel oldukları sanrısını taşırlar. Bu büyüklük kompleksi, benlik iddiasını öyle kuvvetlendirir ki, 1.tekil şahıs yerine sık sık 1.çoğul şahıs(lar)mış gibi konuşurlar. Örnek: "Biz Kafa Yolları Haritası ailesi olarak anladık ki..."

5- Yumurtayı sivri tarafından kırarlar. Örnek: "Sivri bir insanım, toplum beni anlamıyor!"

Megalomaninin cümle alem için hayra yarar bir özelliği olmasa da, dozunda kullanılan narsisizm her bünye için faydalıdır. Çünkü hayatın getirdiği duygusal ve ticari yıkımlardan kurtulmanın ve ayağa kalkmanın en temiz yolu, kişinin kendini sevmesi ve kendine inanmasıdır. Çünkü; başarı, kendini doğrulayan kehanettir (selffulfilinpırofesi). Yediği her darbeden sonra, "Ben bittim lan!" diyen insandan bir cacık olmaz! Kaldı ki, kendini sevmeyen başkasını sevebilir mi? Kendine güvenmeyen, başkasına güvenebilir mi, a dostlar?

Bu ahval ve şerait altında dahi şunu ifade etmek gerekir: Mevzunun bokunu çıkarmayın!

Narkissus, suda kendi aksine aşık olacağı yerde, Narsisttin Hoca gibi kafayı cur'a ile tütsüleyip, arkadaşı Eko (Ekrem) ile girdiği iddia sonucunda göle maya çalmaya çalışsaydı; belki de bu korkunç kadere doğru sürüklenmeyecek; en fazla kafayı bulduğunda yaktığı hayali ormanlardan dolayı hakkında fıkralar üretilen folklorik bir figür olarak anılacaktı.

Fakt Narkissus'u evrensel anlamda acıklı, Narsisttin Hoca'yı yerel anlamda cacıklı yapan ayrım da budur. Kişinin nereye sapacağı, iç dengelerinin dışsal faktörleri ne derecede markaja aldığına bağlıdır. Vatana millete hayırlı olsun!

Madem narsissizm, kendine yönelmiş libidonun yol açtığı cillopumsu bir özsevicilik demek, o zaman bu maddeyi bir Orhan Gencebay şarkısının şizo-narsistik yorumuyla bitirelim.


Ya Evde Yoksam

Aşkımla ne garip hallere düştüm!
Her şeyim tamam da bir bendim noksan!
Yağmur yaş demeden yollara düştüm,
İçim ürperiyor, ya evde yoksam!..

Elbisem gündelik, pabucum delik,
Haberim olsa da sobayı yaksam.
Yağmur iliğime geçti üstelik!
İçim ürperiyor, ya evde yoksam!..

Sarhoşsam kapımı çaldığım anda,
Fahişeler gibi açık saçıksam!
Bir de ufak rakı varsa masamda!
İçim ürperiyor, ya evde yoksam!..

Bakkala gitmeme lüzum kalmasa,
Durumu anlardım takvime baksam!
Allah vere misafirim olmasa,
İçim ürperiyor, ya evde yoksam!..

Kıvırcık marulum vardır inşallah;
Bir salata yapsam, bol limon sıksam.
Benim de iştahım iyi maşallah!
İçim ürperiyor, ya evde yoksam!..

Sabahlara kadar içsem, sevişsem
Ne işe gitsem, ne ayılsam,
Derin bir uykunun dibine düşsem!
İçim ürperiyor, ya evde yoksam!..

Ne kadar üşüdüm, nasıl acıktım!
İlk önce sıcacık banyoya soksam,
Sanırım şu anda denizden çıktım,
İçim ürperiyor, ya evde yoksam!..

Yanlış mı aklımda kalmış acaba!
Muhabbet sokağı numara doksan.
Boşa mı gidecek bu kadar çaba!
İçim ürperiyor, ya evde yoksam!..

Ya yolu kaybettim, ya ben kayboldum!
Ne olur bir yerden karşıma çıksam!
Tepeden tırnağa sırsıklam oldum!
İçim ürperiyor, ya evde yoksam!.
.

Hiç yorum yok: